Pazartesi, 01 Haziran 2020
.
18
Denizli
.
Doç. Dr. DEVRİM ALKAYA

Milli Mücadelede Denizli

Milli kurtuluş mücadelemizin yüzbirinci yılındayız...

 

Kurtuluş savaşı- milli mücadele sonrası bağımsızlığın kazanılması hiç de kolay olmadı.

 

 

Tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun. Denizli ilimiz Izmir' in işgalinden sonra ilk mitingi yapan yerlerden.

 

Sonrasında Acıpayam, Tavas, Buldan ve Çal'da mitingler düzenleniyor. Denizli'li vatanseverler her daim Atatürk'ün hemen yanı başında. Denizli milli mücadelede en önde yer alan illerden biri.

 

 

Ahilik teşkilatı, var olan okullar, dergahlarin büyük bölümü o dönemde milli mücadelenin yanında yer almıştır. Denizli tarihine daha fazla sahip çıkmalıdır.

 

Bilindiği gibi Millî Mücadele’nin alt yapısının oluşması ve başlamasında Ege bölgesinin çok önemli bir yeri vardır. Millî Mücadele’nin başarıya ulaşmasında ve daha sonra ordu – millet bütünleşmesinin gerçekleşmesinde büyük yararlılıklar sağlayan Kuvâ -yı Milliye (Millî Kuvvetler), ilk başta kavram olarak bu bölgedeki işgallere karşı koyan millî kuvvetler için kullanılırken, daha sonra bu kavram ülkenin genelinde kullanılmaya başlanılmıştır. Denizli, Millî Mücadele yıllarında adını sık duyuran illerden birisi olmuş ve Yunan işgaline karşı direnen ilk yerlerden biri olarak, Millî Mücadele’nin başarıya ulaşması yönünde önemli gayretlerde bulunmuştur.

 

 

Mondros Mütarekesi sonrasında Denizli, Aydın vilayetine bağlı 24.000 nüfuslu bir liva (sancak) durumundaydı. Sarayköy, Çal, Garbikaraağaç (Acıpayam), Buldan ve Tavas kazaları da bu livaya (sancağa) bağlıydı. Yerli nüfusun küçük bir bölümü Rum ve Ermenilerden oluşmaktaydı. Izmir-Dinar yoluna 9 km.lik bir hatta Goncalı’ya bağlanan Denizli, Adalar Denizi bölgesinin iktisadî yönden gelişmekte olan yerlerinden biri durumundaydı. Askeri bakımdan ise, karargahı Aydın’da bulunan 57. Tümene bağlıydı.

 

 

 


Denizli’nin Millî Mücadele’de ile ilgili ilk ciddi faaliyeti İzmir’de gerçekleşmiştir. Başlarında vali ve 17. Kolordu komutanı Nurettin Paşa’nın bulunduğu ve bazı aydın gençlerin kurduğu “İzmir Müdafaa-ı Hukuk ve Redd-i İlhak Cemiyeti”, 17 Mart 1919 tarihinde18 İzmir’de toplanacak olan kongreye, Balıkesir, Aydın ve Denizli’den de üyelerin gönderilmesini istemiştir. Bunun üzerine kongreye katılmak üzere Denizli Merkez ilçeden Müftü Ahmet Hulusi Efendi, Belediye Başkanı Hacı Tevfık, Tavaslızâde Mustafa Yusuf Bey ve Efendiler katılmışlardır. Diğer ilçelerden katılanlar da vardır .

17 Mart 1919 tarihinde İzmir’de başlayan kongrede, Wilson ilkelerine uymayan işgalci emperyalist güçler şiddetle protesto edilerek, Balıkesir, Aydın ve Denizli Sancakları’nda Müdafaa-ı Hukuk ve Redd-i İlhak Cemiyetleri’nin kurulmasına karar verilmiştir. Denizli üyeleri de çalışmalara başlamak üzere, kongre kararlarından etkilenerek, Denizli’ye dönmüşlerdir.

 

Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi önderliğinde Denizli’ye geri dönen Denizli heyeti, İzmir’de alman kararlar gereği, Denizli Mutasarrıfı Faik (Öztırak) Bey ile de görüşerek Denizli Sancağı’na bağlı Acıpayam, Buldan, Sarayköy, Tavas ve Çal’da düzenlemiş oldukları mitinglerle Millî Mücadele için kamuoyunu oluşturmaya çalışmışlardır. Fakat Denizli heyetinin Denizli ve çevresinde yapmış oldukları bu halkı bilinçlendirme çabaları İstanbul hükümeti tarafından hoş bir şekilde karşılanmamıştır.

Anadolu’nun çok yerinde olduğu gibi Denizli’de de Türkiye’nin paylaşılmasını öngören Mondros Mütarekesinin ağır şartlarından kaynaklanan hoşnutsuzluktan ortadan kaldırmak için İstanbul’daki Damat Ferid Hükümeti ve Dahiliye Nazın Ali Kemal “heyet-i nasiha” adı verilen bir kurul oluşturarak, Anadolu’ya göndermiştir. II.Abdülhamid’in oğlu Abdurrahim Efendi’nin başkanlığını yaptığı heyette Hayret ve Süleyman Şevki Paşalarla, Kozmidi ve Aristidi Efendiler yer almaktaydı.25 Nisan 1919’da Denizli’ye gelen “Heyet-i Nasiha” üyeleri, Denizli halkını hükümet konağı önünde toplayarak, padişahça gönderilen ve Mondros Mütarekesi şartlarına uyulması gerektiğini bildiren duyuruyu halka okumuşlardır. Fakat İstanbul Hükümetinin bu girişimi, Denizli halkı üzerinde önemli bir etki yaratmamıştır.


Millî Mücadele öncesinde yerel teşkilatlanmalar ve Kuvây-ı Milliye hareketi oluşturma çabalan sürerken, Yunanlılar 12 Mayıs 1919 tarihinde İtilaf Devletlerinden İzmir ve arka bölgelerini işgal edebilme serbestliğini elde etmişlerdir. Venizelos’un durumu Yunanistan hükümetine bildirmesi üzerine Yunanlılar 14 Mayıs 1919 günü akşamı İngilizlere bilgi vererek, 14-15 Mayıs gecesi sabaha karşı İzmir’i işgale başlamışlardır.


Yunanlılar İzmir’i işgal eder etmez İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti ve İzmir Belediyesi durumu bir telgrafla Denizli’ye bildirmiştir. Denizli Mutasarrıfı Faik (Öztırak) Bey, İzmir’den gelen telgrafla olup bitenleri öğrenmiş ve Yunanlıların işgal haberini derhal, Denizli Askerlik Şubesi Başkanı Miralay (Albay)Tevfik Bey’e Müftü Ahmet Hulusi Efendi’ye, Belediye Başkanı Hacı Tevfik Bey’e ve şehrin ileri gelenlerine bildirmiştir. İşgal haberi Konya yoluyla Dahiliye Nezareti’ne ulaştırılmıştır. Bunun üzerine ertesi günü büyük bir protesto mitingi düzenlemek gerektiği kararlaştırılarak, şehrin her tarafına haberler gönderilmiştir. Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin görevlendirdiği Belediye tellalı Deli Mahmut ve parayla tutulan diğer tellallar vasıtasıyla halkın 15 Mayıs 1919 sabahı erken saatlerde camilerde toplanması gerektiği, sabah namazlarının kılınmasından sonra cemaatle birlikte imamların da Belediye’nin önüne gelmeleri istenmiştir.


15 Mayıs 1919 sabahı, Yunanlıların İzmir’i işgal etmesi üzerine gerçekleştirilen ilk protesto mitingi, işgalden yaklaşık dört saat sonra, Denizli’de gerçekleştirilmiştir. 15 Mayıs sabahının erken saatlerinden itibaren halkın bir kısmı Çaybaşı Mahallesi’ndeki Türk Ocağı binasında ve Hükümet Konağı önünde, bir kısmı da Delikliçınar’daki İttihat ve Terakki Partisi yandaşlarının toplandığı Meserret Kıraathanesi önünde, diğer bazı gruplar da Kayalık Mahallesi’ndeki Müftülük binası ile Bayramyeri’ndeki Belediye önünde toplanmışlardır. Daha sonra şehrin çeşitli yerlerinde toplananlar ve Denizli’nin köylerinden gelenler Bayramyeri’nde toplanmışlardır. Ayrıca Denizli’de yıllardır dostça bir hayat sürdüren Ermeni ve Rum erkekleri de miting için Denizlilerin yanında yer almışlardır. Burada, toplanan halk ellerinde Türk bayrakları olduğu halde Ulu Camii’den Sancak-ı Şerifi alarak, Müftü Ahmet Hulusi Efendi önderliğinde tekbirler getirerek Belediye önüne gelmişlerdir.

15 Mayıs 1919 günü burada toplanan halka hitap etmek amacıyla, Müftü Ahmet Hulusi Efendi, Belediye Başkanı Hacı Tevfik Bey ve Mutasarrıf Faik (Öztırak) Bey Belediye binasının balkonundaki yerlerini almışlar ve kalabalığa Müftü Ahmet Hulusi Efendi hitap etmiştir. Müftü Ahmet Hulusi Efendi hitabında,”Saygıdeğer Denizliler! Hemşehrilerim! bugün sabahın erken saatlerinde İzmir Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. Bu saldırıya karşı kayıtsız kalmak dine ve devlete ihanettir…cihat tam anlamıyla bir dinî görev olarak karşımızdadır. Karşımıza çıkarılan Yunan’a biz yenilmedik. Yunanlıların bir Türk ilini ellerine geçirmelerinin ne anlama geldiğini, İzmir’de şu bir kaç saat içinde işlenen cinayetler gösteriyor. Silahımız olmayabilir,topsuz tüfeksiz, sapan taşlarıyla da düşmanın karşısına çıkacağız. Silah ve cephane azlığı veya yokluğu hiçbir zaman mücadeleye engel teşkil etmez. Fetva veriyorum, elinizde hiçbir silahınız olmasa bile yerden alacağınız taşları düşman üzerine atmak suretiyle karşı koyunuz. Biz birçok ülkelere hükmetmiş fatihlerin torunlarıyız. (Ve orada bulunan Hıristiyanları göstererek), bunlarda bize birer vediadır, onlara dokunmayınız.” diyerek Yunanlıların İzmir’i işgalini şiddetle protesto etmiş ve Denizli halkını yaklaşan bu tehlike karşısında mücadeleye davet etmiştir. İşgale karşı kayıtsız kalmanın düşünülemeyeceğini ve vatanın hiçbir zaman savunmasız bırakılamayacağını vurgulayarak, aynı zamanda Millî Mücadele’nin ilk “kutsal savaş (cihat)” fetvasını da ilân etmiştir. Ahmet Hulusi Efendi konuşmasında, Türkleri “silah ve cephane azlığına bakmadan, yurt savunmasına çağıran” bu fetvasıyla Denizli halkını her türlü şartlarda Milli Mücadele’ye katılmaya davet etmiştir.

Müftü Ahmet Hulusi Efendi ve diğer üyelerin öncülüğünde düzenlenen bu mitingde Ahmet Hulusi Efendi’nin vermiş olduğu Millî Mücadele fetvası ve bu karan takip eden fiilî teşkilat, Millî Mücadele tarihimizin ilk varlığıdır.


Bu büyük mitingden sonra Hükümet Konağı’nda toplanan şehrin ileri gelenleri ikindi vaktinde, İstanbul’da bulunan İtilaf Devletleri temsilcilerine bir protesto telgrafı çekmişlerdir. Ayrıca Belediye’de yapılan başka bir toplantıda da çevre il ve ilçelerle ilişki kurularak ortak bir direniş cephesi kurulmasına karar verilmiştir. Bundan başka 16 Mayıs 1919 tarihinde Sadaret Makamı’na Müftü Ahmet Hulusi Efendi tarafından gönderilen başka bir telgrafta da İzmir ve çevresinin işgalinden duyulan üzüntü dile getirilerek, işgalin kabul edilemeyeceği ve bu konuda Hükümet’in emirlerine hazır oldukları belirtilmiştir.


Denizli’de yapılan geniş katılımlı mitingin ardından Denizli’nin ilçelerinde de işgali protesto mitingleri düzenlenmiştir. 16 Mayıs 1919 tarihinde Tavas, 17 Mayıs 1919’da Çal ve arkasında Buldan , Acıpayam ve Sarayköy mitingleri düzenlenmiştir. Denizli ve çevresinde işgallere karşı tepkiler olurken 18 Mayıs 1919 tarihinde Denizli’den İstanbul’daki itilaf Devletleri temsilcilerine ikinci bir protesto telgrafı daha çekilmiştir. Bu telgrafta “Yunan askerleri İzmir’i terk etmedikleri takdirde.Denizli halkının İzmir’i müdafaaya hazır olduğu” önemle belirtilmiştir.

İzmir’in işgalinden sonra, Yunanlıların zaman geçirmeyerek Ege bölgesi içlerinde ilerlemeleri 22 Mayıs’ta Selçuk’u, 25 Mayıs’ta Aydın’ı işgal etmeleri üzerine Denizlililer siyasal ve askeri örgütlenme hazırlıklarını arttırmışlardır. Aydın’daki Kuvây-ı Milliye mensupları daha rahat çalışmalarda bulunmak için Denizli’ye gelmişlerdir. Hem bunların desteği ile hem de Müftü Ahmet Hulusi Efendi ve Topçu Binbaşı İsmail Hakkı Bey’in Aydın ve Denizli halkı arasındaki girişimleri sonucunda, Denizli’de Millî Mücadele için, 22 Mayıs’tan-3 Haziran’a kadarki süre içinde elverişli bir hava oluşturulmuştur.

Milli mücadelede görev alan tüm atalarımızı saygıyla anıyorum. Denizli halkı tarihini öğrendikçe ve milli mücadele kahramanlarını tanıdıkça yaşadığımız coğrafyanın değerini çok daha iyi anlayacaktır. Denizli muhteşem bir tarihe sahiptir.

Doç. Dr. Devrim Alkaya
İnş. Yük. Müh. & Kamu Yöneticisi